Etiket

bebekle kamp

Göz at

2017 yazının temmuz ayında ilk tatil tercihimizi Datça ve Marmaris arasında bulunan etrafı dağlarla ve çam ormanlarıyla çevrili, oksijeni bol Aktur Kampingden yana kullandık. Aslında her hangi bir öneri almamıştık ve duymamıştık da. Aklımızda olan bebekle geçireceğimiz ilk tatilde yazın boğucu sıcağından uzak ve nem oranı düşük bir yerde olmaktı. Bu da ilk tercih olarak rotamızı Datça’ya çevirdi.

3-4 gün dener sonra bir pansiyona gideriz dediğimiz kamp alanında iki hafta kaldık. Ve beş aylık kızımız Mimi bebekle ilk kamp deneyimimizi yaşamış olduk.

Aktur Kamping

Aktur Kamping Datça’ya 25 km, Marmaris’e ise 35 km mesafede ve ana yol üzerinde bulunan Aktur Tatil Sitesi’nin içinde yer alıyor. Kampta kalanlar sitenin imkanları kullanabildiği için bu kamp ilk kez çadır kuracaklar olanlar için ideal bir başlangıç noktası.

Aktur Kamping ile ilgili yazımızı okumak için tıklayınız.

Doğası muhteşem, havası ve denizi tertemiz olan mavi ile yeşilin iç içe geçtiği alan bebekle tatil için harika bir lokasyon. Özellikle bebekle ilk kamp için harika. Bunların dışında Datça geneli düşünüldüğünde denizin daha ılık olması da bizim konaklamayı uzatmamız için bir etken oldu. 

Ücretleri ülkemiz kamp alanlarının biraz üstünde olsa da gittikten sonra kesinlikle değdiğini anlıyorsunuz. Sitenin kendine ait mavi bayraklı 2 adet plajı mevcut, kampta konaklayanlarda bu plajlardan istifade edebiliyor. Koylardan biri dalgalı ise diğerini tercih etmek gibi bir şansınız oluyor. Biz genellikle sabahtan çiftlik koyunu, öğleden sonra ise kovanlık koyunu tercih ettik.

Mutfak bölümü de tuvalet ve duşların olduğu bölüm de oldukça temizdi. Kalabalık bir kamp olmasına rağmen sıra beklemeden ve sıcak su sıkıntısı yaşamadan bütün ihtiyaçlarımızı giderebildik.

Bebekle ilk kamp

Kampa Giriş

Gitmeden önce aradığımızda sabah gelip sıraya girmemiz söylendiği için sabah 8’de kampın kapısında idik. 1 saatlik bir bekleme sonucu o gün çıkış yapacak çadırlar belli oldukça gidip yerlerine baktık. Önceliğimiz gölgelik alan olduğu için gölge yapacağını düşündüğümüz bir sakız ağacı altına denk gelen köşe noktayı seçtik ve saat 11 gibi çadırımızı kurmaya başladık.

Varolan çadırımızı 3 kişilik bir aile olduktan sonra kullanamayacağımız için decathlonun büyük boy çadırlarından (4 kişilik 1 odalı-arpenaz 4 quechua) bir tane edindik. Eşim çadırın kurulum videolarını izlemiş olsa da ilk kez kuracağı için yardıma ihtiyaç duydu. Kızımızın yemek ve uyku saati geldiği için ben yardımcı olamadım. Ancak çevredeki yardımsever komşularımız yardıma koştu ve elbirliği ile yarım saatte kurdular çadırı. Biz de o sırada diğer kampçılar ile tanışmış onların hamağında uyku keyfine geçmiştik bile.

İşte bu durum hiç bir 5 yıldızlı otelin bize veremeyeceği bir şey ve biz bu sosyal yaşantıyı gerçekten seviyoruz.

Eyvah!! Kampta bebek var!

Çevreden ilk tepkiler önce ‘bebeğiniz çok küçük değil mi nasıl yapacaksınız?’ şeklinde dostane gelse de seslerindeki endişeyi anlayabiliyordum. Koskoca çadır alanında huzuru bozan, sürekli ağlayan, uykusuz gecelerin sebebi 5 aylık bir bebek! Verdiğim cevaplar kızımızın uyumlu bir bebek olduğu ve umarım kimseyi rahatsız etmeyeceğimiz yönünde idi. Zaten bebekle ilk kamp deneyimi umduğumuz gibi olmazsa toplanır gideriz diyerek onları da kendimi de rahatlatıyordum.

Çadır kurulumu tamamlandıktan sonra park yatağı dışarı açtık ve ağaçlardan düşen börtü böcekten korunmak için üzerini sinek koruyucu cibinlik ile örttük. Çadırın içine şişme yatağımızı şişirdik ve yanına da park yatağın şiltesini koyduk. Açılabilir masa ve sandalyelerimizi açtık. Çamaşır ipimizi uygun ağaçlar arasına bağladık. Çadırın bir bölümünü mutfak haline getirdik. Mama suyu ısıtmak için yanımıza aldığımız elektrikli su ısıtıcı ve mini tüpümüzü de çıkardık. Hamağı da kurduktan sonra küçük obamız hazırdı artık.

Gece beslenmesinde emmek isteyen Mimi, gündüz istemediği için mama desteğine başlamıştık. Kendisi henüz oturamadığı için beslenme saatinde pusetle bebek arabası işimizi görüyordu. Böcek ve arı sokması için ilaçlar, güneş yanığı için kremler, ateş için şurup gibi ilaçların bulunduğu acil yardım kitini o sıcağın altında muhafaza edemeyeceğimiz için resepsiyona teslim etmiştik.

Uyku ve Banyo

5 aylık olana kadar geceye uykuya geçişte zorlandığımız 11’den önce uyuduğuna şahit olmadığımız kızımız temiz havanın etkisi, oksijen çarpması ve denizde yorulması gibi sebeplerden dolayı akşam 9’da tabiri caizse bayılıyordu. Böylece bize de keyifle oturma ve dinlenme zamanı kalıyordu. Cırcır böcekleri seslerinin ninni olduğu kampta başlayan 9’da uyuma düzeni yıllardır devam ediyor.

Geceleri emmek için uyandığında yaygara koparamadan uyandığım için karnı doyunca sakince uyumaya devam ediyordu Mimi. Gece mızıklamalarında ise emzik hayat kurtarıcımız olmuştu. Emzik çabuk sakinleşmesini ve tekrar uykuya geçmesini sağlıyordu. Sabahları da ses keşfi için en doğru zaman değildi kampta ve yine emzik çok işe yaramıştı.

Gece bebek sesi duymayan sabahları ağlama sesi ile uyanmayan insanlar tarafından kampın en küçük üyesi Mimi fenomen haline gelmişti. Tatillerinin mahvolmayacağını anlayan kampçıların tedirgin bakışlarI ilk 24 saatten sonra değişmeye başlamıştı. İlerleyen günlerde biz yemek yaparken Mimi’ye bakmayı teklif edenlerin sayısı ile biz biraz sevip getirelim diyenlerin sayısı da oldukça artmıştı. Özellikle açık hava banyolarında 🙂

Uyuması problem olan bir bebek, kolik geçirilen ilk 3 ay, avazı çıktığı kadar ağladığı 4. aya rağmen biz çadır kurmayı göze alabildik. Çünkü açık havada olmanın ve doğanın ona iyi geleceğini biliyorduk. Nitekim öyle de oldu. Yine zor uyusa da uykusu düzene girdi. Gece uyanık kalma süresi kısaldı. İştahı açıldı. Farkındalığı arttı. Boyun simidi ile neredeyse bizim kadar denize girdi yüzdü. İlk yüzme deneyimi yazısı için tıklayınız.

İlk ek gıda denemesini kayısı ile kampta yaptı. Güzel beslendi, güzel uyudu ve çadırda dönmeye başladı. Kızımız gayet keyifli idi ve çok çok az ağlayarak kendini kampçı bebek ilan etti. Bize de harika anılar bıraktı.